Muris Muvazaası ve Hukuki Sonuçları

21

Muris muvazaası, miras bırakanın (muris), mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği bir malvarlığı değerini, satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi görünürde bir işlemle üçüncü kişiye devretmesi hâlini ifade eder. Bu tür işlemlerde tarafların gerçek iradesi ile dışa yansıyan irade arasında bilinçli bir uyumsuzluk bulunmaktadır.

Muris muvazaasına ilişkin hukuki rejim, Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş olup, özellikle 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bu alandaki temel dayanağı oluşturmaktadır. Anılan karara göre; miras bırakanın, mirasçılarını miras haklarından mahrum bırakma amacıyla yaptığı muvazaalı işlemler, saklı paylı olsun veya olmasın tüm mirasçılar bakımından iptal edilebilir niteliktedir.

Muris muvazaasında, görünürdeki sözleşme genellikle satış sözleşmesi olmakla birlikte, uygulamada ölünceye kadar bakma sözleşmesi, trampa veya karma sözleşmeler şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir. Bu tür işlemlerde asıl belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin bağış yönünde olup olmadığı ve devrin mirasçıları bertaraf etme amacı taşıyıp taşımadığıdır.

Muvazaanın varlığının tespitinde; taşınmazın devredildiği tarihteki bedel ile gerçek piyasa değeri arasındaki fark, murisin ekonomik durumu, mirasçılarla olan ilişkileri, taşınmazın devredildiği kişi ile muris arasındaki yakınlık derecesi, murisin yaşı ve sağlık durumu gibi olgular birlikte değerlendirilir. Bu hususların her biri, mahkeme tarafından somut olayın özelliklerine göre takdir edilir.

Muris muvazaası iddiası, mirasçılar tarafından tapu iptali ve tescil davası yoluyla ileri sürülmektedir. Açılan dava sonucunda muvazaa tespit edilirse, taşınmazın tapu kaydı iptal edilerek miras payları oranında mirasçılar adına tesciline karar verilmektedir. Muris muvazaasına dayalı davalarda, zamanaşımı ve hak düşürücü süre söz konusu değildir.

Muris muvazaası, saklı pay ihlali iddialarından farklı olarak, yalnızca saklı paylı mirasçılar için değil, yasal ve atanmış tüm mirasçılar için ileri sürülebilen bir hukuki sebeptir. Bu yönüyle, tenkis davasından ayrılmakta ve daha geniş bir koruma alanı sağlamaktadır.

Sonuç olarak muris muvazaası, miras hukukunda mirasçılar arasındaki hakkaniyet dengesini korumaya yönelik önemli bir hukuki kurumdur. Miras bırakanın gerçek iradesinin doğru tespit edilmesi, mülkiyet hakkı ile miras hakkı arasındaki dengenin sağlanması bakımından belirleyici rol oynamaktadır.