Araç değer kaybı, bir trafik kazası sonrasında aracın onarılmış olmasına rağmen, ikinci el piyasa değerinde meydana gelen kalıcı azalmayı ifade eder. Kaza sonrası yapılan tamiratlar, aracın teknik olarak kullanılabilirliğini geri kazandırsa da, aracın hasar geçmişi nedeniyle piyasa değerinde düşüş meydana gelmesi mümkündür. Bu azalma, hukuken tazmin edilmesi gereken bir zarar kalemi olarak kabul edilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri uyarınca, bir kimsenin kusurlu eylemiyle başkasına verdiği zararı gidermesi esastır. Bu kapsamda, trafik kazasında kusurlu olan taraf, araçta meydana gelen değer kaybından da sorumludur. Değer kaybı, onarım masraflarından bağımsız bir zarar türü olup, ayrıca talep edilebilir.
Araç değer kaybı talebi, kural olarak kazada kusurlu olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını (trafik sigortası) düzenleyen sigorta şirketine yöneltilmektedir. Sigorta teminatının yetersiz kalması veya sigorta kapsamı dışında kalan hâllerde ise talep, doğrudan kusurlu araç sürücüsü ve/veya işletenine karşı ileri sürülebilir.
Değer kaybının hesaplanmasında; aracın yaşı, kilometresi, marka ve modeli, hasarın niteliği, onarılan parçaların durumu ve kazanın aracın piyasa değerine etkisi gibi kriterler dikkate alınmaktadır. Uygulamada bu hususlar, çoğunlukla bilirkişi raporu ile tespit edilmektedir.
Araç değer kaybı talebinde, kazanın meydana geldiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi içerisinde başvurulması gerekmektedir. Zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde talep ileri sürülebilir.
Değer kaybı talepleri, öncelikle sigorta şirketine başvuru yoluyla talep edilebileceği gibi, uyuşmazlığın giderilememesi hâlinde dava yoluna başvurulması da mümkündür. Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda, dava şartı olarak sigorta tahkim komisyonuna başvuru veya zorunlu arabuluculuk şartlarının uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak araç değer kaybı, trafik kazalarından doğan maddi zararların önemli bir unsurunu oluşturmakta olup, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi gidermeyi amaçlayan hukuki bir koruma mekanizmasıdır. Bu hakkın etkin şekilde kullanılabilmesi için, kazaya ilişkin kusur durumu ve zarar kalemlerinin doğru şekilde tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır.


